52 Tuesdays: Sahici hayat nedir?
- Zekican Sarısoy

- Feb 18, 2015
- 3 min read
Updated: Jul 8, 2025
!f İstanbul’un bu yıl “kalbine bak” sloganıyla on dördüncü kez İstanbul, Ankara ve sonrasında İzmirli sinefilleri kucakladığı festivalin bütün bölümleri birbirinden değerli olmakla birlikte, şüphesiz en dikkat çeken bölümlerinden biri “Keşif” bölümü. Yönetmenlerin ilk ve ikinci filmlerini görücüye çıkaran bölümün ilk konuğu, Avustralyalı yönetmen Sophie Hyde’ın ilk uzun metrajlı filmi 52 Tuesdays (Sophie Hyde, Avustralya, 2013).

“Sahici Hayat Nedir?” sorusu üzerinden işleyen sosyal imaj statüsü; erkeğe ait olanla kadına ait olan maddesel formları yerine getirerek ya da ortadan kaldırarak bir yandan bize neyin kadına, neyin erkeğe ait olduğunu resmetmeye çalışırken bir yandan da bağlı bulunulan normları kendi ekseninde didikleyeme çalışıyor. Bizi on altı yaşında ve kadınlığı, cinsel deneyimi yeni yaşamaya güdümlenmiş Billie adındaki genç bir kadının dünyasına davet eden filmin, kuşkusuz en dikkat çeken kısmı tıpkı hikâyenin ana işleyişinde olduğu gibi çekim aşamasında da oyuncularla her salı çalışılmış olması. Yönetmenin bir sisteme koyduğu bu süreç ve yapım aşaması ister istemez oyuncuların kurgusal evrenle bir anlamda özdeşlik kurmasına pozitif anlamda yardımcı olmuş görünüyor.
Şu sıralar aklıma gelen ve 2011’de David Nicholls’un kitabından sinemaya uyarlanan One Day (Lone Scherfig, ABD/Birleşik Krallık, 2011) gibi örneği daha da arttırılabilecek pek çok filmin hikâye akış çengelini oluşturan, belirli bir güne odaklanma hali; Sophie Hyde’ın bu filminde hikayeye çengel atmakla birlikte, hikâyenin aynı zamanda içini dolduran bir nosyon. Toplamda bir yılın, ki bu yıl, takvimler biraz karıştırıldığında 2011’e işaret etmekte, ardışık 52 salısını ziyaret eden Billie ve onun çevresindeki karakterler bu 52 salının belli dönüm noktalarında bize dünyada olup biten ve toplumsal çıtayı etkileyen tarihlere de götürmekte. Bir yandan kalıplaşmış cinsel yönelim davranışlarını ters yüz eden film, karakterlerin kendi küçük dünyalarında yaşananları da bir süreç tahlili üzerinden göstermekte.
Gelişen neredeyse bir yıllık süreç ve olay örgüsünün ışığında öykünün temel meselesi ve filmin yönetmen gözündeki derdine kısaca değinecek olursak karşımıza şöyle bir sonuç çıkıyor: Değişen ve dönüşen bir aile dinamiğinde on altısında genç bir kadının bir ailedeki rollerin değişimi esnasında geçirdiği süreç ve pratik olarak bir türlü alamadığı ve aslında anlamını aradığı cinsel arzularının diğer her şeyle beraber nasıl yol aldığı.
Billie, trans erkek açılan annesinin artık James olarak onun hayatında olacağını öğreniyor. Bu süre zarfında babasıyla geçirdiği her haftalık döngüde, neredeyse kendine tatil günü olarak seçtiği salı günlerini ebeveyniyle birlikte geçirerek bu aşamada süreci izleme ve neler olacağı konusunda gözlem yapma şansı elde ediyor. Biyolojik olarak anne motifindeki karakter, geçirdiği her evreyi Billie ile paylaşırken Billie onunla bu heyecanı paylaşmaktan ziyade gözlemci konumda. Yaşanan deneyimleri gözlemleyip resmetmek için, feminen erkek profilindeki Harry karakteri, Billie’ye kendi dünyasından izler taşıyan bir mekan sunuyor. Bu mekan ve eline aldığı el kamerası ile Billie, kendi yaş grubundaki bir heteroseksüel çifti (Josh & Jasmine) bütün çıplaklığıyla izlemeye ve izlerken kaydedip direktiflerle yönlendirmeye başlıyor. Alınan hazzı resmedemediğini düşündüğü an ve bu hazzı deneyimlemek istediği durumlarda, objektifin önüne özne olarak kendini yerleştiriyor.
Anlama, adlandırma, dönüşüm ve arzu durumunun nasıl bir yolculuk olduğunun merakı üzerine çizili 52 Salı. Billie’nin bu durumu 'bir merak' olmanın ötesine geçtiği noktada ebeveynler sınırı çiziyor. Örneğin kasetler ortadan kaldırılıyor. Ritmini sadece bir güne odaklamak yerine, birbirine kenetlenen bir formda veren film, yönetmenin ilk uzun metrajlı kurmaca filmi olmasına rağmen derdi ve içini yoğunca doldurduğu karakterleriyle ilgiyi hemen üzerine çekmekte. !f programında kaçırılmaması gereken yapımlar arasında yer alan film, yönetmeni Sophie Hyde’ın ismini ileriki yıllarda daha da çok duyacağımıza işaret ediyor.
Bu makale ilk olarak 18 Şubat 2015 tarihinde perasinema.com adresinde yayınlanmıştır. Makalenin ilk versiyonunda yer alan tanımların/yaklaşımların günümüzde değişmesi/dönüşmesi sebebiyle ilgili değişikler bu versiyonda yapılmış ve makalenin genelinde ise ana hatları bozmayacak şekilde editöryal düzenlemeye gidillmiştir.

Comments